Askaynakautomation ekibi olarak “22’nin karekökü nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
22’nin Karekökü Nedir? Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Başlayan Bir Hikâye
Askaynakautomation’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “22’nin karekökü nedir” konusunu sizin için araştırdık.
Bir Defterin Kenarına Sıkışmış Sayı
Kayseri’de akşamlar erken çöker. Hele kışa yakın günlerde, güneş daha tam vedalaşmadan sokak lambaları yanar. O gün de öyle bir gündü. Elimde eski bir defter vardı; kapağı yıpranmış, köşeleri kıvrılmış. İçinde yarım kalmış cümleler, çizilmiş kalpler ve anlamını sonradan bile çözemediğim sayılar…
Defterin ortasında tek bir satır duruyordu: “22’nin karekökü nedir?”
Bunu ben yazmıştım. Ama neden yazdığımı ilk başta hatırlayamadım. Sanki o soru, sadece matematikle ilgili değil de içimde bir yere saplanmış gibi duruyordu.
O an içimde tuhaf bir boşluk hissettim. Ne tamamen hüzün, ne tamamen merak… ikisinin arasında sıkışmış bir şeydi. 25 yaşındaydım ve hâlâ bazı soruların cevabını bulamadığımda çocuk gibi hissediyordum.
Bir Üniversite Sınıfı ve Dağınık Zihnim
O dönem Erciyes Üniversitesi’nde bir ders dinliyordum. Tahtada hoca, köklü sayılar anlatıyordu. Tebeşir sesi tahtada yankılanırken, ben pencereden dışarı bakıyordum. Kayseri’nin gri gökyüzü, sanki matematikle aynı dili konuşuyordu: net ama duygusuz.
“√22 yaklaşık 4.69’dur,” demişti hoca.
O anda kalemim durdu. 4.69…
Sayıyı defterime yazdım. Ama o sayı, bir cevap gibi değil de yarım kalmış bir cümle gibi duruyordu. İçimde bir şey kıpırdadı. Sanki 22’nin karekökü sadece bir sonuç değil, bir arayıştı.
O gün dersten çıktıktan sonra uzun süre kampüsün taş yollarında yürüdüm. Aklımda sürekli aynı düşünce vardı: Bir şeyin kökü neden tam çıkmaz?
Hayatımda da bazı şeyler tam çıkmıyordu zaten.
4.69’un İçine Sıkışan Duygular
O zamanlar birini seviyordum. Adını burada söylemeye gerek yok, çünkü bazı isimler hatırlanmasa da hissi kalır. Onunla konuşmalarımız bile yarımdı. Ne tam bir başlangıç vardı ne de net bir bitiş.
Bir gün bana “biz ne oluyoruz?” demişti. Ben de cevap verememiştim. Çünkü bazı sorulara cevap vermek, onları bozmak gibi geliyordu.
Sonra bir gece mesaj attı. Kısa bir mesajdı. “Bence biz 4.69 gibiyiz.”
O an ne demek istediğini anlamamıştım. Ama şimdi düşünüyorum da, aslında çok netti. Tam olmayan, ama yok da olmayan bir şeydik. Bir sonuçtuk ama yuvarlanamayan bir sonuç.
22’nin karekökü gibi…
Matematikle Kalp Arasında Bir Köprü
O gece defterimi açtım. Sayfaya tekrar yazdım:
√22 ≈ 4.69
Altına bir şey daha ekledim:
“Bazı insanlar tam sayı değildir.”
Bunu yazarken gülümsediğimi hatırlıyorum. Ama içimde bir yer aynı anda kırılıyordu. Çünkü ben her şeyi net olsun isteyen biriydim. Sevgiler net olsun, yollar net olsun, insanlar net olsun…
Ama hayat bana sürekli irrasyonel sayılar veriyordu.
Kayseri Otobüslerinde Düşünmek
Şehir içinde otobüse bindiğimde cam kenarına otururdum. Dışarıda Erciyes’in silueti görünürdü. O da her zaman net değildir; bazen sisin içinde kaybolur, bazen bir anda belirir.
Bir gün otobüste kulaklıkla müzik dinlerken telefonumda hesap makinesini açtım. 22’nin karekökünü tekrar yazdım. 4.690415759…
Sayı uzayıp gidiyordu. Sonsuza kadar bitmeyen bir şey gibi.
O an içimden şu geçti: “Ben de böyle miyim?”
Bitmeyen, tamamlanmayan, hep biraz eksik…
O düşünce hem canımı acıttı hem de garip bir şekilde rahatlatttı. Çünkü eksiklik bazen insanı tanımlayan tek şey olur.
Bir Günlük Sayfasında Gerçekle Yüzleşmek
Evde defterimi karıştırırken eski bir sayfaya rastladım. Üzerinde büyük harflerle yazılmış bir cümle vardı:
“22’nin karekökü nedir?”
Altına daha küçük yazmışım:
“Bazen bir insanın cevabı yoktur, sadece yaklaşımı vardır.”
O an hatırladım. O soruyu yazdığım gün, aslında bir tartışmanın içindeymişim. Her şey çok basitti: biri bana net olmamı istemişti, ben olamamıştım. Çünkü içimdeki hiçbir şey tam sayı gibi davranmıyordu.
Ben hep yaklaşık bir insandım.
Yaklaşık Olmanın Ağırlığı
4.69 olmak zor. Çünkü ne 4’sün ne 5. İnsanlar senden bir taraf seçmeni bekliyor. Ya aşağı yuvarlan, ya yukarı çık.
Ama bazı değerler yuvarlanmak istemiyor.
Ben de öyle hissetmiştim o günlerde. Ne tamamen güçlüydüm ne tamamen yıkılmış. Ne tamamen mutluydum ne tamamen mutsuz.
Sadece… yaklaşık.
Ve bu yaklaşık hâl, insanın içini bazen daha çok acıtıyor.
Bir Akşamüstü ve İçimdeki Netlik Arayışı
Bir gün yine Kayseri’de yürüyordum. Hava soğuktu. Ellerim cebimde, aklımda aynı soru:
“22’nin karekökü nedir?”
Bu kez cevabı biliyordum ama yine de sormaya devam ediyordum. Çünkü mesele cevap değildi artık.
Mesele, cevabın bende ne hissettirdiğiydi.
4.69’u düşündükçe, hayatımda yarım kalan her şeyi düşündüm. Yarım konuşmalar, yarım vedalar, yarım sevinçler…
Ve fark ettim ki, ben aslında yarım şeylerden oluşan bir bütünüm.
Bu düşünce içimi biraz yordu ama aynı zamanda garip bir huzur da verdi.
Bir Kayıp, Bir Kabul ve Sessiz Bir Dönüşüm
O kişi bir süre sonra tamamen gitti. Hiç büyük bir kavga olmadı. Sadece uzaklaştı. Tıpkı bir sayının sonsuza kadar gitmesi gibi.
Ben bir süre buna anlam vermeye çalıştım. Ama sonra defterime yeni bir şey yazdım:
“Bazı sonuçlar bulunmaz, sadece yaşanır.”
√22 hâlâ aklımdaydı. Ama artık bir soru gibi değil, bir benzetme gibi duruyordu.
İçimdeki kırılganlığı anlatan bir sayı.
Sayının Ötesinde Bir Kendilik
Zamanla şunu fark ettim: 22’nin karekökü bana bir şeyi öğretti. Her şeyin net olmak zorunda olmadığını…
İnsanlar da öyleydi. Bazıları tam sayıydı, bazıları köklü. Bazıları sonsuzdu.
Ben ise hâlâ 4.69 civarında dolaşıyordum. Ama bu kez bundan korkmuyordum.
Çünkü artık eksiklik gibi değil, varoluş biçimi gibi geliyordu.
Son Defter Sayfası
Bugün o eski defteri tekrar açtım. Sayfalar sararmış, mürekkep biraz solmuştu.
Ama o cümle hâlâ oradaydı:
“22’nin karekökü nedir?”
Altına yeni bir satır ekledim:
“Yaklaşık 4.69. Ve bazen bu ‘yaklaşık’, insanın kendisidir.”
Pencereyi açtım. Kayseri’nin akşam rüzgârı içeri doldu. Uzakta ışıklar yanıyordu.
Ve ben ilk kez, net olmamanın da bir tür netlik olabileceğini düşündüm.
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: 2000'in karekökü nedir ?