Süsen Hangi Dilde? Bir Dil Bulmacasıyla Karşı Karşıyayız
İzmir’de, günlük hayatın bazen absürd bazen komik, ama hep bir şekilde derinleşen yanları vardır. Bu yazıda da, bana göre belki de dünyanın en büyük dil bulmacalarından birini çözüyoruz: Süsen hangi dilde? Evet, bildiğiniz o isimle, o çiçekle, o sesle ilgili değil. Hadi gelin, birlikte bakalım.
Hikayenin Başlangıcı: Çiçek mi, İsim mi?
Bir arkadaş grubundayız, bir kafede toplanmışız. Tam o sırada Süsen diye biri geldi. Kendisi, çok tatlı bir insan; ama her ne hikmetse adını ilk duyduğumda “Süsen” kelimesinin bir çiçek ismi olduğunu düşündüm. Hem de o kadar güçlü bir düşünceyle ki, bir yanda “Merhaba Süsen” diyerek elimi uzattığımda, beynim 1 saniye içinde “Çiçek mi? İnsan mı?” arasında gidip geldi.
Ama işin komik tarafı şu ki, ben her zaman düşündüğümde bir çiçek imgesiyle buluşuyordum. O yüzden birden “Süsen hangi dilde?” sorusu kafama takıldı. Hani bir dilde “Süsen” derken, bir çiçekten mi bahsediyorsun, yoksa insanlar arasında sıkça kullanılan bir isim mi?
“Evet, Süsen, neredeyse her şeyin bir çiçekle ilişkilendirilebileceği bir dünyada yaşıyoruz, ama bu isim sana nasıl geliyor?” dedim, tabii ki biraz esprili, ama bir yandan da tam anlamıyla bir dil bulmacasının içinde.
İç Sesim: “Çiçek mi? İsim mi? Birinci dünya sorunu…”
Gerçekten de, bu tür bir durum bazen insanı derinden düşündürür. Süsen hangi dilde? Hangi anlamda? Bu sorunun cevabını bulmaya başladıkça, kendimi bir dil filozofu gibi hissetmeye başladım. 25 yaşında, İzmirli, arkadaş grubu içinde her zaman espri yapan biri olarak, birdenbire felsefi bir sorgulamaya giriştim.
“Oğlum, bir çiçek ismi de, insan ismi de olabilir. Neyse, hem zaten kimin umurunda?” diye geçirdiğim anlar oldu, ama… Gerçekten merak etmiyor muyum? “Süsen hangi dilde?” sorusu, içimde bir cevapsız sorunun uykusuzluğunu yaratmıştı.
Ve bir bakıma, tam da o noktada -ah, iç sesime bak- çözüm çok basitti: “Süsen” her iki anlamda da kullanılabiliyor. Ama beynimde o çiçek figürü, bir süre daha kaybolmayacak gibi hissediyorum. Çiçek mi, insan mı?
Süsen’i Tanıdıkça… Bambaşka Bir Dil Ortaya Çıktı
Sonra bir başka an geldi. Süsen’i biraz daha yakından tanıdım. Tabii, işin esprili kısmı şu ki, o sadece adıyla değil, karakteriyle de tam bir karmaşaydı. Süsen, aslında bazen bu çiçek anlamına gelen adıyla uyumlu bir şekilde çok nazik ve zarifken, bazen de tam tersi bir şekilde enerjik ve vurgun yapıcıydı.
Bir gün birlikte yürüyorduk ve o an, o soruyu sordum: “Süsen, bir sorum var sana: Sen hangi dilde yaşıyorsun?” Bunu, eğlenceli bir şekilde söyledim tabii, ama o an birden her şey bambaşka bir hal aldı.
“Dil mi? Hangi dilde? Türkçe’de tabii ki!” dedi ve bir kahkaha patlattı.
Ben de, “Ama bu cevap çok basit,” dedim. “Ben senin içindeki farklı dilleri, duygusal anlamdaki farklı tonları soruyorum. Mesela bazen sen çiçek gibi açıyorsun, bazen ise çok sert bir dil kullanıyorsun. Süsen, hangi dilde olduğunu biraz daha açıklayabilir misin?”
Tabii, o anda ikimiz de gülmeye başladık ama aslında tam olarak “Süsen hangi dilde?” sorusunun cevabını arıyordum. O an, hem çiçek gibi, hem de insan gibi olan bir dil bulmaya çalışıyordum.
Süsen’in Dilini Çözmek: Çiçekten Mi, İnsandan Mı?
Bir süre sonra, durumu fark ettim: “Süsen hangi dilde?” sorusu, aslında dilin sadece kelimelerle sınırlı olmadığını anlatıyordu. Dil, bir insanın davranışları, ruh halindeki inişler çıkışlar, bazen de sadece bakışlar.
“Süsen’in dili” dediğimizde, aslında bir çiçek kadar güzel ama aynı zamanda sert, bir dilin arkasındaki insanı, o kişiliği keşfettiğimizi düşündüm. Ama bu da hayatın garip bir yanıyken, “Süsen hangi dilde?” sorusunun cevabı belki de şuydu: Süsen, hem insan dilinde, hem de doğanın dilinde bir arada var.
Öyle ya da böyle, Süsen hangi dilde sorusu aslında bir kişinin değişken ruh haliyle baş başa kalıyor. O dil, kesinlikle sadece sözcüklerden değil, bakışlardan, mimiklerden, en basit halinizle bile kendinizi ifade etme şeklinizden doğuyor.
Sonuç: Hepimiz Birer Dil İnsanı ve Çiçeğiyiz
Sonuçta, Süsen’in hangi dilde olduğunu tam olarak çözememiş olabilirim, ama bir şeyi öğrendim: Dil, bir insana ya da bir çiçeğe ait olmanın ötesinde, her an değişebilen ve bizi birbirimize bağlayan bir şey. Bazen sadece kelimelerle değil, iç seslerimizle, bakışlarımızla ya da gülüşlerimizle kendimizi anlatırız. Bu dil, bazen çiçek gibi narin olur, bazen de oldukça sert. Önemli olan, o dili anlamak ve ona göre kendimizi ifade etmek.
Yani Süsen, aslında bir çiçek gibi nazik, bir insan gibi derin bir dilde yaşıyor. Ve belki de bu karmaşıklık, hepimizin içine biraz daha “Süsen” katması gerektiği bir ders. Kim bilir?